Tahsin Görgün’den… (“Üstün olan kim”e dair…)

tahsin-gorgun-1

07.04.2014

“…Felsefe ancak Râzî’den sonra Kelâm içinde tartışmasız bir şekilde meşrûiyyet kazanabilmiştir ki, bu husus sömürge dönemi öncesi ile sömürge dönemi ve sonrasında nelerin değiştiği konusunda epeyce fikir verecek, önemli bir misal teşkil etmektedir. Dini olduğu şekliyle kabul edenlerin vazifesi, her ne olursa olsun, dinden ve özellikle Kur’ân ve Sünnetten asla vazgeçmemektir; çünkü insanın hayatı sınırlı olduğu gibi, bu dünyada ortaya çıkmış olan ve var olan her şey sonludur; güçlü gözükenlerin gücü sınırlıdır; zayıf gözükenler, belki sadece kendi güçlerinin farkında olamadıkları için, zayıftırlar. Din insana, bu dünyada kendisine uyulması halinde, tarihte görüldüğü gibi hem bu dünyada düzen, hem de ahirette kurtuluş va’d ediyor; kısa vadeli bazı sathi hesaplarla, bu dünyada bazı şeyleri kurtarmak için, dinin şu veya bu kısmından vazgeçen, kendi geleceğinden vazgeçmiş olduğu gibi, Allah’ın âyetlerini de ucuza satmış olur. Allah’ın âyetlerinin değeri, onlara uyulması halinde, ebedî saadettir. Onlardan vazgeçilmesi halinde ise kalan,-sömürge dönemi ve sonrası yeterince örneğini gördüğümüz gibi-hem bu dünyada hem de ahirette zelil olmaktan başka bir şey değildir.”

 

Kaynak: http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Enstitu&SubSection=EnstituSayfasi&Date=2/10/2006&TextID=1026

 

 

2.907 kere okundu