Samiha Ayverdi’den… (Türklerin ve İranlıların İslâmlaşma Vetireleri İçin Bir Not)

11.03.2014

Türkler için İslâmiyet, yalnız bir din değiştirme keyfiyeti değildi. Zîrâ Müslümanlık, bu büyük kavmin siyâsî, iktisadî ve içtimâî şartlarında gerçekleştirdiği tasfiyeli bir kemâl ile ona, yeni, berrak ve mizâcına uygun bir dünyâ görüşünü de beraber getiriyor, böylece de kütleleri, âdil ve müsâvatçı bir üslûp ve nizâma sokuyordu.
Asırlar boyu türlü inanış ve akideyi denemiş olan bu aksiyoncu kavim, artık böyle bir manevî düzen ve istikrarı haketmiş demekti. Nitekim bundan sonra Türkler, yaradılışlarına en uygun düşen islâm îmânını benimseyerek ona dört elle sarıldılar ve ibâdetgâh etrâfında toplanan siteler medeniyetinin en parlak örneğini verdiler. Türkler İslâm medeniyeti câmiâsına girmekle, İranlılar gibi küçüklük duygusuna kapılmadılar. Üç bin senelik medeniyetlerinin yükü ve ağırlığı ile berâber İslâm dünyâsına göç ederken, asla intibak zahmeti çekmediler; zîrâ bu din değiştirme keyfiyeti, bir tazyik ve baskı neticesinde olmamış, fıtratlarına ve tabîatlerine en muvâfık bir inanışı realize ettiği için bu vahdetçi îmânı, kaftan geçirir gibi sırtlarına takmışlar ve bir daha da çıkarmak şöyle dursun, ona, hiç bir kavmin etmediği ve edemeyeceği hizmeti eylemiş, târih boyunca İslâmî prensiplerin hem kılıcı hem kalkanı olmuşlardır.
Öyle ki Türkler’in Müslümanlıkdan aldıkları hız ve bereket, yalnız dünyâ coğrafyası üstünde İslâm âlemi lehine hudutlarını genişletmekle kalmayarak, içtimâî, iktisâdı, medenî ve kültürel müesseselerinin bütününe şâmil olmuştur. Halbuki, Müslümanlığı kabülden gayrı çâre olmadığını gören İranlılar, sırtlarındaki ağır ve teşrifatlı târih yükü ile bu yeni medeniyet çevresi içine bir türlü rahatça yerleşememişlerdir. Böylece de hiziplere bölünen din yüzünden Türkler, bu şark komşularının mezhep ve medeniyet tazyikini her zaman hisseylemiştir.

(Samiha Ayverdi, Türk Tarihinde Osmanlı Asırları, Damla Yayınevi, İstanbul, 1993)

1.767 kere okundu