‘Modern’e Nasihat!

MURAT TÜRKER                                                              01.09.2009

Sen de başkaları gibi, onlar gibi yapsana…

Çıkıp dolaş mesela…

Gez, modernizmin mâbedlerinde, alışveriş merkezlerinde…

Maskeni takmadan çıkma evden ve maskesiz karışma sosyal hayata…

Marka giyin, şık ve bakımlı ol…

Traşın ‘sinekkaydı’ olmalı ille de…

Önemli işler kovaladığının alâmeti olan klas çantanı almayı da unutma…

Sahi ruh hâlin nasıl bu aralar?

Tedirgin?

Fazla hassas?

Ürkek?

Mahcup?

Hangisi?

Yoksa hepsi mi?

Galiba en çok ‘tedirgin’…

Bir baltaya sap olamamışlık da var…

Üstelik sakallı!

Sana mı kaldı sakal bırakmak!?

Hem daha yaşın çok genç!

Yaşlanınca…

Bir türlü terk edemediğin dünya seni terk edip gidince…

Kariyer, başarı artık sana göz kırpmadığında…

Ne istersen yaparsın o zaman…

Kimse karışmaz sana…

Kimse umursamaz seni…

Belki bir ömür boyu sırtında değil yüreğinde taşıdığın evlatların ara sıra ziyaretine gelirler…

Torun eğlendirmekle televizyon seyretmek arasında sıkışarak durağanlaşan hayatın, nezâketen fikrini soran yakınlarının zorlama ilgileriyle renklenir…

Ama çevrene yük olduğun düşüncesi ve insanların seni idâre ettikleri vehmi bir türlü bırakmaz yakanı…

İşte o demlerde alıcı gözlerin mütecessis nazarları yönelmez üzerine…

Sakal da bırakırsın, câmiye de gidersin…

Kimse ne yaptığınla ve niye yaptığınla ilgilenmez…

Hayatın merkezinde değilsindir artık…

Dünya uzun bir süredir senin değil, başkalarının etrafında dönüyordur…

Damarlarından kanın, bileğinden gücün çekilir…

Zaman, kayıp gider titrek ellerinin arasından…

Kalabalıklar içinde de alabildiğine yalnızsındır…

Ruhun her dâim yakıcı bir daüssılanın pençesinde kıvranır durur…

‘Dokunsalar ağlayacak’ kıvamında hissîleşir, havadan nem kapacak kadar hassaslaşırsın…

Mâzînin yaşanmışlığı ve geri getirilemezliği bir kor gibi oturur sînene…

İşte o zaman yap ne istersen…

Kimse karışmaz sana…

Kimse umursamaz seni…

Ama ya şimdi…

Şimdi kâm al dünyadan…

Senden başarı bekleyen, senden kariyer bekleyen, başarıya ve kariyere aç türdeşlerinin arasına karış ve rol yap yapabildiğin kadar…

Modern putları gücendirme…

Yalancı merâsimlere katıl tüm enerjinle…

Güçlü ol, atletik ol, sağlıklı ol, sosyal ol, neşeli ol…

Herkesle tanış, herkesle kaynaş, aktif ve girişken ol…

Nüfuzun olsun…

Görenler, “Ne kadar da çevresi geniş” desinler…

İş bitirici ol ki, değerin olsun…

Mala mülke, paraya ve güce yalnız ehl-i dünyanın perestiş ettiğini zannetme…

“Parasız adamın gereksiz adam olduğunu” aklından çıkarma…

Uyanık ol, gözü açık ol; ‘bu devirde kimseye güvenilmeyeceğini’ unutma…

İşine sahip ol; çalıştığın yerin kurallarına uy; problem çıkarma…

Faizin haram olup olmadığına kafa yoracağına ‘ekonominin kendine göre kuralları olduğunu’ düşün ve önüne bak; eski köye yeni âdet getirme…

Dinî meselelere fazla dalıp zihnini gereksiz yere yorma…

Dinin insan için olduğunu unutma…

Merkezde insanın olduğunu, dinin insan mutluluğunu temin için vâz edildiğini bil ve işine bak…

Öyle çok kitap okuyup da dimağını bulandırma…

Okuyacaksan da ‘bestseller’ oku…

İlme talip olup kafayı yiyeceğine, genel kültüre sahip ol ki, fiyakan olsun…

Kim demiş “Din, hayatın her ünitesine müdâhildir” diye…

Dinin devletle mevletle işi olmayacağını iyi anla…

Dinin devlet talebi olduğunu söyleyenlere, Kur’an’da devlet kelimesinin kaç kez geçtiğini sormayı ihmal etme…

Sen sen ol, dindarlığı abartma…

Her âlimin söylediğine de kulak verme…

Sana ne Mustafa Sabri Efendi’den, Zâhid el-Kevserî’den, Bediüzzaman’dan…

Sen Mevlânâ’ya, Yunus Emre’ye, daha doğrusu onlara nisbet edilen insan merkezli din anlayışına kulak ver…

Demokrasiden geri dönüş olmadığını benliğine iyice yedir…

Cenneti Müslümanların tekeline alanlara da aldırma…

Kim Allah’ın Cennet’ine tahdit getirebilir ki!

İnsan hakları, serbest piyasa, liberal ekonomi, kadın hakları, kadınların sosyalleşmesi gibi değerlerin müslümanın yitik malı olduğunu iyi belle…

Her dâim barış ve kardeşlik türküleri söyle…

Cihadın kılıçla değil, kalemle olduğunu kavra…

Dinin güzel ahlâktan ibaret olduğunu ıskalayanlara sırtını dön…

“İlkeli olalım; özden uzaklaşmayalım” söylemi üzerinden müslümanları pasifize edenlere karşı müteyakkız ol…

Gelişme, terakki denilince kırmızı görmüş boğaya dönen câhil ve yobazların oyununa gelme…

Batı’nın ilim ve teknolojisini al; ahlâkına bulaşma…

“Yahu bu nasıl olabilir ki; Batı odun değil ki, keserle teknolojisini ve moral değerlerini ayırabilelim!” diyen nâdânları, cehâletleriyle baş başa bırak…

Bu tiplerden uzak dur…

Çağa ayak uydur…

Kitaba uyamadığında kitabına uydur…

İşine bak…

Önüne bak…

Modern dünya kollarını açmış seni bekliyor…

Ne duruyorsun!?