İ. Hakkı Ünal’dan… (Peygamber Tasavvuruna Dair)

13.07.2015

“… Örneğin Peygamber telakkimizde, kaza-kader anlayışımızda, kadın ve aile ilişkileri konusunda yüzlerce asılsız rivayet, sahih hadislerin ulaşamadığı bir mazhariyetle insanımızın zihninde yerini korumaktadır. Kâinatın yaratılış sebebi ve bütün peygamberlere kaynaklık eden nübüvvet nûrunun zamanlar üstü temsilcisi olarak, evrenin hiçbir noktasını, zamanın hiçbir parçasını onsuz görmek istemediğimiz bir Peygamber tasavvuru, O’na (sav) olan sevgimizin abartılı bir göstergesi olarak anlamlı bulunabilir. Ancak bu Peygamber’in, Kur’ân’ın ve tarihin bize tanıttığı Peygamberle bir akrabalığının bulunmadığını söylemek de ilim adamının görevidir. Şiirimizde, mevlidlerimizde nâ’tlarımızda velhasıl İslâm edebiyatının mensur ve manzum birçok örneğinde tasvir edilen Peygamber’in, Kur’an’da vasıfları ve görevleri anlatılan Allah Elçisi ile ne kadar az benzerliği bulunduğunu halkımız bilmeyebilir. Bunların bir kısmının, sevgi yoğunluğundan doğan mecazî ve teşbihî anlatımlar olduğunu da fark etmeyebilir. O yüzden insanımıza işin doğrusu anlatılmalı, neyin mecaz, neyin hakikat olduğu açıklanmalıdır. Şairlerin, gönül adamlarının, mutasavvıfların, Peygamber aşkıyla ortaya koydukları şâşaalı tasvirlerin ve yorumların kültürümüz için bir zenginlik olduğu unutulmadan, duygusal anlatımdaki aşırılıklar, sahih bilgilerle karıştırılmamalıdır.

Yoğ iken Âdem’in nâm u nişânı / Anılmazken dû kevnin âdu şanı Yaradılmışdı nûr-ı pâki ânın / Kim oldur mebdei iki cihânın                    Eğerçi âlem-i surette sondur / Velî mani de ol kamûdan öndür           Vücûda gelmese ol nûr-i a’zam / Adem’de kalır idi cümle âlem         (Zarîfî-XVII. asır)

diyen şairin hissiyatına hürmet etmekle beraber, şiirinde yer verdiği mâlûmatın tamamen uydurma rivayetlere dayandığını söylemek ilmin icabıdır.” *

 

* “İslâm’ın Anlaşılmasında Sünnetin Yeri ve Değeri”, TDV Yayınları, 2008

 

 

997 kere okundu