Ehl-i Sünnet Ummanından Bir Damla: Rıhle Dergisi

MURAT TÜRKER                                                              07.05.2008

Yaşadığımız dönem, hükümfermâ olan zihinsel kırılmadan müslüman mütefekkirlerin de nasibini aldığı bir zaman dilimi olarak tavsif edilebilir.

Bizler, âhir zamanı en netâmeli boyutuyla idrak eden ve doğru ile eğrinin birlikte pazarlandığı bir çağın kafası ve kalbi karışık fertleriyiz.

İslâm’ın arı-duru mesajı ile yaşantımız arasındaki makas her geçen gün biraz daha fazla açılıyor.

‘Dinler arası diyalog’ algısının faydasının-zararının ne olduğunu burada tartışacak değilim ama mezkûr diyaloğu en üst seviyede ‘modernite dini’ ile yürütüyor olduğumuz endişesini içimden atamıyorum.

Tarihin her döneminde, bid’atın temsilciliğini yapan zümreler olmuştu ama söz konusu grupların içinde olduğu zihnî sapma, ehl-i Sünnet ulemâsınca ayan-âşikâr ortaya konuluyordu.

Ve belki de geleneğimizin hiçbir döneminde müslümanlar bu denli, egemen değer yargılarının tesirinde kalmamışlardı.

Modern zamanlar, hak ile bâtılın aynı çarşıda alıcı bulduğu, bid’atin sahih olanla sarmaş dolaş hâle ge(tiri)ldiği talihsiz bir parantez olarak arz-ı endam ediyor.

Geleneğin seyri içerisinde de müslüman fertlerin bazı hâdiseleri yanlış yorumladıkları oluyordu ama şimdilerde modern tasallutun etkisiyle oradan oraya savrulan zihinlerin hayata bakış perspektiflerini nerdeyse bütünüyle ‘yâd eller’ belirliyor.

Ehl-i Sünnet’in sağaltıcı nefesi, müslümanların tarihî koşusunun her döneminde işlevselliğini korumuştu ama o hayatî misyona en fazla şimdilerde ihtiyaç duyuyoruz.

“Tek başıma da kalsam, bu sapkın güruhla mücadele edeceğim” diyen hakikat âşıklarının sesi şimdilerde çok az duyuluyor…

İbadetlerimize, yaşam tarzlarımıza müdahaleden geçtik artık; ‘tek dünyalılar’ din tasavvurumuza ilişiyorlar…

“Bakınız; hakiki müslüman işte böyle olur” diyerek örnek göstereceğimiz insanların birçoğu bizi terk edip gittiler…

Şair, “Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir / müslümanlık, bilmem amma galiba göklerdedir” mısralarını bizim için kâğıda dökmüş gibidir.

İşte ‘Rıhle’ böyle bir arka plândan seslendiğinin bilinci ile girdi yayın hayatına…

Müslüman coğrafyadan birçok âlimin sesini-soluğunu da okurlarına yansıtıyor.

Yola…

Sünneti yok saymaya veya işlevsizleştirmeye çalışanların boy gösterdiği bir zeminde Ehl-i Sünnet’in kısılmaya çalışan sesine ses katacağı inancıyla…

Bizi insan ve hakiki müslüman yapan yegâne din tasavvurunun Ehl-i Sünnet düşüncesi olduğu gerçeğini rehber edinerek çıktı Rıhle.

Onu hakikat koşusunda yalnız bırakmayınız…

DERGİNİN TANITIMI İLE İLGİLİ BİR PASAJ:

Rıhle Dergisi :”Varlığın anlamına… Eşyânın hakikatine… Köklerimize”

Adını, ilim öğrenmek amacıyla çıkılan yolculuklardan alan “Rıhle”, kendi zamanında Selef-i Salihin’in yolculuklarının izini sürmek amacıyla yola çıkmış bir dergi.

Çekirdeğini Dâru’l-Hikme (Bilgi ve Hikmet Evi İlim Araştırma Kültür Derneği) kadrosunun oluşturduğu Rıhle, bir “ilim, kültür ve medeniyet dergisi” sıfatıyla, varisi bulunduğumuz muazzam ilim ve edep mirasının sadık bir öğrencisi olarak, modern zamanların “rıhle”sinin, ait olduğumuz değerlerin idrak ve ihyası istikametinde gerçekleştirilmesi gerektiği tesbitinden hareket ediyor.

İlk sayısında dosya konusu olarak din-değişim meselesi ele alınmış. Bu konu etrafında müstakil makaleler yanında yurt içinden ve dışından ilim adamlarıyla yapılmış bir soruşturma yer alıyor. İlk yazı Muhammed Zâhid el-Kevserî’nin Makâlât’ından seçilmiş “Din ve Fıkıh” başlıklı makale. Dr. Ebubekir Sifil, Talha Hakan Alp, Dr. Serdar Demirel, Murat Hafızoğlu, Dr. Nu’man Cağîm dosya konusuna müstakil makalelerle katkıda bulunan isimler.

Soruşturma kısmında Prof. Dr. Orhan Çeker, Prof. Dr. Cevat Akşit, Prof. Dr. Vehbe ez-Zuhayli, Prof. Dr. Tahsin Görgün, Prof. Dr. Ekrem Ekinci, Dr. Selman Nedvi ve İsmail Çetin hocaefendinin görüşleri yer alıyor.

Ayrıca M. Fatih Kaya, Doç. Dr. Bedri Gencer, Dr. Ebubekir Sifil, Murat Türker ve Murat Hafızoğlu’nun serbest araştırma yazıları derginin ilmî yanını ön plana çıkarıyor.

Dergiye kendine özgü karakterini veren kısımlar arasında, yakın geçmişin odak isimleri arasında yaşanmış ilgi çekici buluşmalara tanıklık eden Tezâkir; diğer değerlerle birlikte yok olmaya yüz tutan bediî zevklerimizin ve estetik anlayışımızın yansıtıldığı Bediiyât ve Doğu’da ve Batı’da yapılmış ilmî çalışmalardan haberdar olmamızı sağlayan Kitabiyât, derginin okunurluğunu artıran kısımlar olarak dikkat çekiyor.

İrtibat ve abonelik bilgileri için tel. Numarası: 0 212 631 24 43