‘Dost’a Yazılmıştır…

MURAT TÜRKER                                                              12.11.2008

Sizi sevmiştim diyemem ve demeyeceğim hiç.

Ben size bağlanmıştım; farkında mısınız?

Yaşattığınız sadece bir hayal kırıklığı olsaydı, eminim buna katlanabilirdim.

Ama keşke yarısına kadar sürüklediğiniz yolda beni yalnız bırakmasaydınız!

Keşke gönül tahtımda size ayırdığım o mûtenâ yeri hiç terk etmeseydiniz!

Keşke içimde bir yerlerde yaşattığım hasreti öldürmeseydiniz!

Keşke ben, her sürçmemde yanı başımda olacağınıza bu kadar yürekten inanmasaydım!

Her tökezleyişimde tutup beni kaldıracağınıza…

Beni ağyara bırakmayacağınıza…

Beni hafakanlarımla baş başa bırakmayacağınıza…

Ellerimi bırakmayacağınıza…

Böyle fütursuzca iman etmeseydim.

*

Oysa ben size kalbimi açmıştım.

Sizi çocukça heyecanlarımla sevmiştim.

Hesapsızca sevmiştim.

Sizi görebilmek, size dokunabilmek isterdim hep…

Göz göze gelerek konuşmayı düşlerdim.

Eski sıkıntılı günlerden…

Ve gelecek güzel günlerden…

Bana bahşettiğiniz bir tebessüm rüyalarımı süslerdi biliyor musunuz?

*

Benliğime nüfuz etmeseydiniz…

Özleminizle içimi titretmeseydiniz….

Gözyaşlarıma talip olmasaydınız…

Yüreğimi avuçlamasaydınız…

Beni benden almasaydınız…

Arkanızda bir ümit enkazı bırakmasaydınız…

Katlanırdım beni terk edişinize.

Ama şimdi başaramıyorum.

Yaşanmış bir ömrü yok sayamıyorum…

Hayatıma hiç girmemişsiniz gibi yapamıyorum…

Varlığınıza gözlerimi kapatamıyorum…

İçimde büyüyen isyanı bastıramıyorum…

Ben, merkezinde siz olan bir dünya kurmuştum; haberdar mısınız?

*

Ne ummuştum, ne buldum?

Hani siz baharlarla gelecektiniz harap olmuş ömrüme…

Hani kırık gönlümü onaracaktınız…

Pusulasız hayatım sizinle bir mefkûreye uyanacaktı…

Birlikte zora talip olacaktık…

Tek dünyalılar, bize ‘garip’ diyeceklerdi…

Onların meftûn olduğu her şeyi itecektik ayağımızın ucuyla…

Biz, vuslatı başka yerde arayacaktık…

‘Küçüklük’ şiârımız olacaktı…

Bizi bizden uzaklaştırmayan bir yenilgiyi, içimize sindiremediğimiz zaferlere tercih edecektik…

Sizce oldu mu bütün bunlar?

Sahiden başladığımız yerde miyiz?

Yoksa her şeyi öğüten zamana yenik mi düştü düşlerimiz?

Ben sizle doluydum; duyuyor musunuz?

*

Şimdi çağırsam sizi gelir misiniz?

Beni bıraktığınız yere döner misiniz?

Dönüp beni bulur musunuz?

Bulsanız beni tanır mısınız?

Yoksa siz şimdi dönüşü olmayan bir diyarda mısınız?

Sizi sevmiştim diyemem ve demeyeceğim hiç.

Ben size bağlanmıştım; farkında mısınız?>