Dizilerdeki Sakallılar!

MURAT TÜRKER                                                             19.06.2009

Siz siz olun, televizyon dizilerinde arz-ı endâm eden sakallı tiplemeler üzerinden verilen mesajlara teenni ile yaklaşın.

Yapabiliyorsanız, bilinçaltınızı şekillendirmeye mâtuf bu tür telkinlere iyiden iyiye kapatın kendinizi…

Hatta başarabilirseniz bu tür manipülatif yayınları hiç izlemeyin.

‘Muhafazakâr’ televizyon kanalları da –maalesef- söz konusu tehlikenin kapsama alanı dışında değil…

Aslında yeni (yoksa ‘nevzuhur’ mu demeliydim?) bir müslümanlık algısının yaygınlaşmasının/terviç edilmesinin kaçınılmaz sonuçlarından sadece biri mezkûr diziler…

Ama çok seyredildikleri için tahribat mevzuunda daha müessir olmalarından endişe etmek gerek…

Bir de bu tür dizilerin ehl-i dine hitâb eden kanallarda olması meseleyi daha ehemmiyetli kılıyor.

Âgâh olalım; yaşadığımız çağ, televizyonla din tasavvuru inşâ edilebilen bir çağdır.

Dedim ya; gitgide bağlılarını çoğaltan yeni bir müslümanlık telakkisiyle karşı karşıyayız.

Şimdiye kadar Hak Din’in mesajının taşıyıcılığını yapan ve vahyin sesini soluğunu bizlere kadar sağ sâlim ulaştıran kutlu nesillerin hiç seslendirmediği bir ‘din yorumu’ bu…

Yani türedi, yani nevzuhur, yani konjonktürün esiri…

Cihadı yok sayan veya en iyi (!) ihtimalle ‘kalemle cihad’a indirgeyen bir savrulmadan söz ediyorum…

Ayrımcılık ve eşitsizliğe itiraz vurgusu üzerinden, mü’minlerin her dâim üstün olduğu hakikatini aşındıran bir zihnî çarpıklıkla yüz yüzeyiz…

‘Birlikte yaşama’, ‘herkesi kabullenme’, ‘semâvî dinler’ gibi ‘esnek’ argümanların yedeğinde, Hak ile bâtıl arasındaki dikey ilişkiyi yataylaştıran bir çözülüş bu…

Bir dizinin zihinleri hipnoz eden sürükleyiciliği içinde bilinçaltımıza zerk edilen mesajın vehâmetini anlamak istiyorsanız, bu dizilerde sık rastladığımız ve adının herhangi bir yerinde ‘cihad’ kelimesi geçen örgütlere bakınız…

Bir de bu örgütlerin içinde yer alan sakallı figürlere…

Ne görüyorsunuz?

Ya diliyle ‘cihad’ deyip durduğu halde uyuşturucudan tutun da cinâyetlerin en pespâyelerine kadar içine girmediği çirkef kalmamış sahtekâr tiplerle karşılaşıyorsunuz…

Ya da dar görüşlü, muhâkeme yeteneğinden yoksun, insanları dinden soğutan hatta nefret ettiren ‘kaba softa, ham yobaz’ karakterlere tanıklık ediyorsunuz…

Tabi bir de itidâli temsil eden (!) hocalar, imamlar var dizilerde…

Çoğu sakalsız, şiddeti kategorik olarak reddeden, İslâm’ı sevgiden ibâret gösteren tipler bunlar…

Ben bu tür programları seyrederek büyüyen nesillerin, şeâire ciddi anlamda mesafeli duran, sakal ve cihad türü imgeleri fundamentalist-marjinal yorumların sembolleri olarak gören fertler olarak yetişeceklerini düşünüyorum.

Ama bir şeyi merak ediyor ve cevabını arıyorum:

Acaba yıllarca Yeşilçam filmlerinde kafamızdan aşağı boca edilen sahtekâr-içkici imam tiplemeleri mi daha tahripkâr bir işlev görüyordu; yoksa bugün içi boşaltılmış ve dünya egemenlerinin itiraz etmeyeceği bir müslümanlık algısını tahkim eden diziler mi daha tehlikeli?

Siz ne dersiniz?